|
Bush iktidarının ABD’nin dünyanın tek süper gücü olmasına yönelik hedeflerinin olması, uygulanan neo-liberal politikaların fakir kesimi daha da fakirleştirip zengin kısmı zenginleştirmesi, başta Irak politikası olmak üzere uluslararası alanda sert politikaların izlenmesi, ABD kamuoyunun daha yapıcı politikaları uygulama olasılığı olan Obama’ya büyük sempati duymasına neden olmuştur. Bush yönetiminin uyguladığı politikalar zaten var olan ABD karşıtlığını iyice körüklemiş ve ABD’nin uluslararası alanda ilişkilerinin sallantıya uğramasına neden olmuştur. Dolayısıyla Obama’nın gelişi sadece ABD’de değil tüm dünyada yeni beklentilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Gerçektende yüzeysel bir şekilde bakıldığında bile Bush yönetimi ile Obama yönetimi arasında büyük farklılıklar görülmektedir. Öncelikle Bush yönetiminin saldırgan, dünyaya meydan okuyan tutumu yerine Obama akıllı güç uygulayacağını belirtmiştir. Akıllı güç politikası iki açıdan değerlendirilebilir; öncelikle güç kullanan tarafa güç kullanımında daha serbest hareket etme imkânı üzerinde güç kullanılan taraf tarafından sunulmaktadır. Bu durum güç kullanan tarafa kullandığı gücü yumuşak gücün ötesinde daha akıllıca kullanma fırsatı vermektedir. Yani güç uygulanan taraf, gücün uygulanmasına uygun zemini hazırlamakta ve bu güce istekli olmaktadır. Diğer açıdan akıllı güç; kim nasıl istiyorsa öyle davranmak şeklinde karşımıza çıkmakta yani gerektiğinde sert gerektiğinde yumuşak güç uygulamaktır. Bu açıdan Obama yönetimi ABD’nin dış politikasında ABD karşıtı ülkelere daha farklı tutumlar takınılacağını göstermektedir. . Bir diğer açıdan bakıldığında Bush yönetiminin dış işleri bakanı Condoleezza Rice’ın sert yüzü ve katı tavırları karşısında, Hillary Clinton’ın yumuşak, güler yüzlü tavırları ABD karşıtı ülkelerde bir bakıma sempati uyandırmak adına yeni adımlar atıldığının bir diğer göstergesidir. . Obama’lı yeni dönemde ABD’nin olası politikaları neler olabilir? Obama’nın Ortadoğu politikasına bakıldığında, Bush yönetimindeki yanlışlıkların düzeltilmesi için adımlar atılması gerekliliğini ortaya çıkartmıştır. Bush yönetiminin Ortadoğu politikası bölgede yeni güçlerin ortaya çıkma potansiyelini arttırmıştır. Dolayısıyla yeni dönemde daha yumuşak politikaların izlenmesi olasılığı ön plandadır. Öncelikle Irak politikasında değişmeler beklenmektedir. Gerçektende Obama; Bush yönetiminin Irak’taki yanlışlarını eleştirmiş ve seçim kampanyası sürecinde Irak’tan çekilme gerekliliğini vurgulamıştır. Bu yönde de gerekli adımları atmıştır. Örneğin Irak hükümeti sözcüsü Ali El Debbağ, Bağdat’ta General David Perkins’le birlikte düzenledikleri basın toplantısında “12 bin Amerikan askerinin 2009 Eylül sonuna kadar çekilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Zaten Obama da Irak’taki askerlerin 2010 ağustosuna kadara çekileceğini Şubat’ta açıklamıştı. Daha önce Obama, seçim çalışmaları sırasında ABD ordusunu 16 ayda Irak’tan çekeceği sözünü vermişti. Aslında, Irak’tan Amerikan askerlerinin tedrici olarak çekileceği hususu Bush döneminde düşünülen ancak uygulamaya konulamayan bir husustu. Bu gün Irak’ta halen 142 bin Amerikan askeri bulunmaktadır. Obama yönetiminin bu konuda adım atması önemli olduğu gibi Irak’taki olası gelişmeler de bu çekilişin süresini belirleyecektir. Dolayısıyla Obama’nın seçim propagandaları sırasında çekilme için verdiği 16 aylık sürede tamamlanması pek mümkün görülmemektedir. Çünkü bölgede dengeler sürekli değişmektedir. .  Terör suçlarından yargılananların bulunduğu Guantanamo hapishanesinin kapatılacağının açıklanması, yeni politikaların Bush yönetiminden çok daha farklı olacağını göstermektedir. . Suriye ile ABD arasında gergin olan ilişkiler Obama döneminde yumuşatılmaya çalışılacaktır dolayısıyla uzmanlar Suriye-ABD ilişkilerinin yumuşaması için iki seçenek ön görmektedir; Suriye ile bir barış anlaşması yapılması veya İran ile ilişkilerin düzeltilmesi. Bu çerçevede ABD’nin Suriye ile ilişkilerini de düzenleyebilmek amacıyla İran ile olan ilişkilerinde de adımlar atması beklenmektedir. . Gerçekten de İran’da ki politikalara bakıldığında burada da değişimler görülmektedir. İran’ın nükleer üretim konusunda yumuşaması olasılığında ABD’nin İran’la ilişkileri geliştirebileceği söylemi burada da büyük değişimlerin olabileceği sinyallerini vermiştir. Ancak İran’ın ABD karşıtlığındaki kararlılığı Ortadoğu’da bir imaj yaratmıştır ve bu da ABD ile İran arasında ki ilişkilerin değişiminin zor olacağını göstermektedir. Görülmektedir ki Bush yönetiminin 11 Eylül saldırıları sonrası İslam dünyasına karşı tutumu, Ortadoğu’ya yönelik demokrasi ve terörizmi önlemek amacıyla önceden müdahale politikası, Büyük Ortadoğu Politikası, Obama ile birlikte büyük bir değişime uğrayacaktır. Bu hususta Bush dönemindeki politikalardan tamamen vazgeçildiği gibi bir anlam da çıkmamalıdır. . Obama’nın Avrasya politikasında ise, öncelikle Afganistan konusunda Obama’nın söylemleri yeni dönemde bu bölgeyle ilgilenileceğinin göstergesi olmuştur. Yapılan analizlerde ABD’nin Afganistan’a yönelik politikaları Pakistan’a sıçrayacağı ve buraya askeri bir müdahale olma ihtimali üzerinde durulmaktadır. . İsrail-Filistin sorununda da yapıcı rol oynamayı planlayan ABD’nin İsrail’e karşı politikalarının ne yönde gelişeceği uluslararası alanda kararsızlık yaratmaktadır. Davos zirvesi sonrası Türkiye ile ABD’nin Filistin’e karşı tutumunun aynı olmasını bekleyen kesimlerin aksine yeni gelişmeler Filistin’de Hamas yönetiminin etkisinin azaltılacağı, ilişkilerin seyrinde değişiklik olabilmesi için Mısır ile ilişkilerin geliştirilmesinin ortaya çıkması yeni dönemde burada da farklı politikalar izleneceğini göstermiştir. . Rusya ile olan ilişkilerde de yeni bir dönem olacağı beklenmektedir. Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in “Obama yönetiminin son yıllarda zarar gören Rusya-ABD ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlayacağını ümit ediyoruz” şeklindeki söylemi yeni dönemde uzun yıllardır gerginlik yaşayan iki ülke arasında sıcaklıkların olabileceğini göstermiştir. . Çin’in hızlı gelişimi karşısında Obama yönetiminin Çin’le ilişkilerinde muhtemel bir yumuşama olacağı şeklinde görüşler olsa da ilişkilerdeki değişim sadece Bush yönetiminin baskıcı tutumları yerine yumuşak güç politikası uygulanacağının göstermektedir. . ABD’nin Afrika’ya yönelik politikalarına bakıldığında ise bazı kesimlerce oluşturulan komplo teorilerine göre Afrika’da ki doğal kaynakların fazlalığı dolayısıyla başta Çin olmak üzere büyük güçlerin buraya yönelmesi büyük önem taşımaktadır. ABD çok büyük bir oranda petrole ihtiyaç duymaktadır. Bölgedeki petrol fazlalığı ABD’nin buraya yönelmesine neden olmaktadır. Obama’nın seçilmesi bazı kesimlerce ABD’nin Afrika politikaları açısından olumlu bir etki olarak değerlendirilmektedir. Obama’nın ırksal açıdan Afrikalılara yakın olması bölge halkının politikaları sempatiyle karşılamasına neden olacaktır ve ABD buradaki politikalarını akıllı güç perspektifinde daha etkin bir şekilde gerçekleştirecektir. . Bütün bu olası politikalara bakıldığında ABD’nin yeni dönemde gerçekten akıllı gücü çok etkin bir şekilde uygulayacağı görülmektedir. Obama’nın açıkladığı akıllı güç kavramı bazı kesimlerce sert güç ile yumuşak gücün birleşimi olarak adlandırılıp eksik olarak değerlendirilmişse de bu değerlendirme doğruyu yansıtmamaktadır. Obama’nın uyguladığı yumuşak güç şeklinde görülen politikalar aslında diğer tarafları yumuşatmaya yönelik politikalardır. Yeni dönemde yapılmak istenilen; ABD karşıtı olanları yumuşatarak burada ABD’nin çıkarlarına uygun politikaları uygulatabilmektir. Bu politika öyle bir dikkatle izlenecektir ki gücü uygulayan da güç uygulanan da yapılması uygun görülen politikalar karşısında istekli olacaktır. Bu da Obama’nın dile getirdiği “ne sert güç ne yumuşak güç artık akıllı güç” olgusunun teoriden pratiğe nasıl döküldüğünü göstermesi açısından önemli olacaktır.
|