Giriş



ZİYARETÇİ RAPORU

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1140
mod_vvisit_counterDün1197
mod_vvisit_counterBu hafta3861
mod_vvisit_counterBu ay21598
JoomlaWatch Stats 1.2.8b by Matej Koval

Ülkeler

97.1%TURKEY TURKEY
1.2%UNITED STATES UNITED STATES
0.5%GERMANY GERMANY
0.1%JAPAN JAPAN
0.1%UNITED KINGDOM UNITED KINGDOM



@ŞK BAZAN PUTA SECDE ETTİRİR, BAZAN DA MEKKE'DEN DÖNDÜRÜR... PDF Yazdır e-Posta
hüseyin kocabaş tarafından yazıldı   
Pazar, 16 Mayıs 2010 08:47

 

 

Şeyh dediki: "Sen bana bu çeşit yüzlerce laf söylesen benim, aşkından başka işim gücüm yok. Aşıklık gence ihtiyara bakmazki! Aşk hangi gönle girerse o gönlü paralar"

Kız, "Eğer sen, bu işin eriysen dört şeyden birini yapmalısın. Ya Puta secde edersin, Ya Kur'anı yakarsın, ya şarap içersin, yahut da imanından geçersin" dedi.

Şeyh,"Şarap içmeyi kabul ettim öbür üçüyle işim yok benim. Güzelliğini seyrede ede şarap içerim ama öbür üç işi yapamam" dedi.

Kız dediki, “Bu işe sağlam yapıştıysan Müslümanlıktan çıkmalısın. Sevgiliyle aynı renge boyanmayanın sevgisi, renkten, kokudan başka bir şey değildir”.

Şeyh, “ne dersen yaparım,ne buyurursan yerine getiririm. Ey gümüş bedenli sevgili, ben senin kulağı küpeli bir kulunum. Saçının perçemini kulağıma küpe yap!” dedi.

Kız, peki dedi. Hadi kalk şarap iç, şarap içince neşelenecek coşacaksın. Şeyhi Muğlar’ın yurduna götürdüler; dervişler feryad-ı figan ederek kalakaldılar.

Şeyh, bir de baktıki yepyeni bir meclis, güzelliği son haddinde bir ev sahibi. Aşk ateşi suyunu kuruttu, işini bitirdi. Hıristiyan kızının güzelliği ömrünü elden aldı.

Ne bir zerre aklı kaldı nede bir zerre fikri! Orada öylece susup kaldı, dalıp gitti. Sevgilisinin elinden şarap kadehini aldı içti işinden gücünden vazgeçti. Şarapla sevgilinin aşkı birleşince o ay yüzüyle sevgisi bir iken yüzbin oldu.

Şeyh, eskiden beri şarap içermiş gibi oradaki boş insanları seyredipsevgilinin güzel dudaklarını, hoka gibi ağzını gülümser görünce canına bir heves ateşi düştü. Kanlı gözyaşları, kirpiklerinden damlamaya başladı. Bir kadeh şarap daha istedi, aldı içti. Sevgilinin perçeminin bir halkasını kulağına küpe yaptı.

Şeyh’in yüzlerce kitabı vardı,hepsini din için yazmıştı,hepsi hatırındaydı. Kur’an’ıda ezbere bilir kuvvetli bir hafızdı. Fakat şarap kadehten vücuduna döküldü mü hepsinin manası gitti, kuru sözleri kaldı.

Aklında ne varsa hepsini unuttu. Şarabı içince aklını yala verdi gitti. Şarap gönlünde eskiden kalma ne varsa hepsini aldı eritti. Yalnız o sevgilinin güç tahammül edilir aşkı kaldı, başka ne varsa gitti, tertemiz oldu.

Şeyh, sarhoş olunca aşkı üst oldu, ruhu deniz gibi dalgalanmaya başladı. O güzeli de elinde şarap kadehi, sarhoş bir halde görünce büsbütün elden avuçtan çıktı. Şarap içmeyi bir yana bıraktı kızın boynuna sarılmak istedi.

Kız dediki: “Sen bu işin eri değilsin. Aşıkım diye davaya kalkışıyorsun ama laftan ibaret bu! Aşk yolundan ayağın sağlamsa, o büklüm büklüm saçların yoluna düştüysen zülfüm gibi kafirliğe ayak bas. Çünkü Aşk serserice bir iş değildir.

Takva ile aşk uyuşamaz.@şkın sonu kafirliktir bunu unutma! Kafirliğime uyar benim gibi kafir olursan kolunu boynuma dolar,beni kucaklarsın.Yok kafirliğe uymaz,imanından vazgeçmezsen kalk,yürü..işte sopan da buracık ta aban da!

Şeyh, aşık olmuştu, pek düşkün bir hale gelmişti. Gafletle gönlünü kaza ve kadere teslim etmişti. Sarhoş değilken bile bir an olsun varlığına yapışmamıştı. Şimdiyse hem Aşık hem sarhoş kendisinden geçmişti artık.

Kendisine gelemedi rezil rüsvay olup gitti. Kimseden çekinmedi. Hıristiyanlığı kabul etti. Şarap epeyce yıllanmıştı. Onu iyice kendisinden geçirmiş pergele döndürmüştü. Aşık ihtiyardı, şarap yıllanmış Aşk’sa taptaze Sevgilisi de oracıktaydı. Artık nasıl sabredebilirdiki? O ihtiyar tamamıyla harap oldu, tamamıyla sarhoş oldu. Bir insan hem sarhoş hem de Aşık olursa nasıl olur.? Tamamıyla elden çıkar!

Dediki : “Ey ay yüzlü Aşık’ım gücüm kalmadı, benden daha ne istiyorsun, söyle! Aklım başında iken put’a tapmadım ama şimdi sarhoşum. Sarhoşken putun önünde Mustafa’yı bile yakarım.”

Kız “İşte şimdi bana layık bir er oldun. Allah rahatlık versin; tam benim harcım bir adam kesildin. Bundan önce aşkla olgunlaşmamıştın. Artık otur, dinlen. Çünkü nihayet piştin dedi.

Hıristiyanlar öyle bir Şeyh’in onların yolunu tuttuğunu duyunca Şeyh’i sarhoş sarhoş kiliseye götürdüler, zünnar Hıristiyan kuşağı) kuşanmasını söylediler. Şeyh zünnar’ı kuşanınca hırkayı ateşlere attı, Hıristiyan oldu. Dininden döndü ne Şeyhliğini hatırladı ne Kabe aklına geldi.Bir genç kızın aşkıyla bunca yıllık sağlam imandan vazgeçti gitti. Dediki : “İşte olanlar oldu, azdım, yolumdan çıktım. Bir Hıristiyan kızının Aşkı bana yapacaklarını yaptı. Bundan sonra dasha ne dersen de emrine uyayım. Bundan beter daha ne varsa söyle, onu da yapayım. Aklımın başında olduğu gün puta filan tapmadı ama seni görüp sarhoş olunca taptım işte!”

Nice kişiler vardırki şarap yüzünden dinini terkederler.Şüphe yokki kötülüklerin aslı olan şarap, bu işi yapar!

Şeyh, kıza “Sevgili daha ne kaldı? Dediklerinin hepsini kabul ettim yaptım.Sevginle Şarap içtim. Puta taptım. Benim Aşk’tan gördüklerimi kimse görmemiştir!

Kim benim gibi Aşk’tan çıldırır? Aşk öyle bir şeyhi nasıl olurda rezil eder. Elli yıla yıkındır gönlüm de sır denizi dalgalanıp duruyordu. Derken Aşkın bir zerresi, gizlendiği yerden sıçrayıp çıktı, bizi ta takdir yerine kadar sürükledi!

Aşk bu çeşit nice hırkayı zünnar yerine sokmuştur da, sokar da! Aşk alfabesini okuyan Kur’an cüzlerini okumuş pişmiş demektir.Aşk’a düşüp sevgiyle başı dönmüş olan, gayb sırlarını bilmiş, anlamıştır.

Her neyse bunların hepsi geldi geçti. Şimdi söyle bakalım sen bizi ne vakit kendine ulaştıracaksın? Asıl olan sana ulaşmaktır o yapı adam akıllı kurulmuş sağlam bir yapıdır. Her ne yaptım sa kavuşmayı umduğumdan yaptım.

Vuslat istiyorum seninle yüzgöz olmayı diliyorum. Bu ayrılıkla ne kadar daha yanayım? Dedi. Kız gene dediki : Ey tutsak ihtiyar, benim bedenim çok ağır sen se çok yoksulsun! Ey bir şeyden anlamayan buna altın lazım. Gümüş lazım altın olmayınca gümüş nasıl altın gibi parlar? Paran yoksa başını al git. Ey koca kişi, benden bir nafaka al düş yola!

Tez yürüyen güneş gibi tek ol.. ercesine sabret, er ol!

 

Son Güncelleme: Salı, 18 Mayıs 2010 17:57
 

Lütfen yorum için kayıt olun

Yorumlar (2)
2 Çarşamba, 19 Mayıs 2010 16:53
h.kocabas
Sayın KARAGÖZ;
Özür dileyerek başka işlerimizin araya girmesi nedeniyle yazı aralığımızı istemeyerek uzatmak zorunda kalıyoruz.Ama hala köşelerinde uyuyan arkadaşlara göre çok da fena sayılmasak gerek,bu kadar kusur da kadı kızın da bile bulunur...
1 Çarşamba, 19 Mayıs 2010 00:30
dogan karaöz
Sayın KOCABAŞ,
Yazı aralığını çok uzun tutuyorsunuz bu konuda şikayetçiyim. Hristiyan kızın peşine düşerek dininden vazgeçen ve bu uğurda pek çok aşağılanma ve eziyetlere katlanan Şeyh-i San’an mesnevisiden haberdar olmamam, ne kadar cahil olduğumun farkına varmam biraz sıkıntı yarattı ise de sayenizde bilgi ağacım genişlemiş oldu. Saygılarımla.
Free template 'Feel Free' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!