|
|

|
Cahit ÇAKIR
|
|
Cahit ÇAKIR tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 26 Şubat 2010 20:24 |
Evet, ne kadar önemlidir şu dürüstlük bir türlü paylaşamayız. Başkasının üzerinde görmeye, dilinde telaffuz etmesine, düşünmesine bile tahammül edemeyiz, insanların ağzına sakız olmuş, ulaşmak için yollar katedilmiş, uğruna ölümler yaşanmış, özü itibarı ile kutsanmış ama çokçada "gibi" görünüp kullanılp atılmış bir kelime; esasında insanlar olamadıkları, yapamadıkları çoğu şeyin üstünde oturmayı tarih boyunca sevmişlerdir. Çünkü aldıkları bu emanet sıfatı elbise gibi görüp lüzumlu hissetmedikleri anda çıkarıp atabilecek olmanın rahatlığını yaşarlar, bunun için yapmanız gereken şey zamanın sarhoşluğunda mekan değişikliğidir.
Öyle insanlar tanırsınız ki yıllarca ben çalmam çaldırmam demiştir ama işin başına geçtiğinde baş hırsız olmuştur. Daha önce dürüstlük gömleğini giyerken çıkarıp hırsızlık gömleğini giymiştir. Onun için fark etmez. Bir sonraki aşamada yine urbasını değiştirip, hayır hasenat işlerini görüp, manevi haz alma yollarını arar, milleti için siyaset, vatanı için hizmet ediyordur. O en dürüsttür, en ahlaklıdır, en güzeldir, en bilgilidir, en iyidir velhasıl o "EN" oğlu "EN" dir. Bu "EN"ler onun üzerinde daima çıkarları ile orantılı olarak emanettir, adı üstünde emanet işte desek de değildir. O, sahiplerine zamanı geldiğinde dahi verilmek istenenmeyendir, çünkü süresi dolmamış yeni sahibinin neması daha ödenmemiştir.
Peki niye bu dürüstlük uğruna yalanlara sığınırız, yıllardır çözemediğim anlayamadığım şeydir, Üstad-ı Azamın dostları, kardeşleri devletten 60 milyar tokatlamışlardır ama en demokrat hala odur, dostunuz şuna oy vermedim der, evinin bahçesindeki kömürleri gördüğünüzde size, sağolsunlar arkadaşlar yollamış der, size talk verirler ülke elden gidiyor ne olur protesto edin diye diretirler, bir bakmışsınız kendi hakları söz konusu olduğunda vatanı elden çıkaranlarla komisyonlarda kolkola girmişler. Anlarsınızki satışa gelmişsiniz, anlayamadıysanız vah vah..! Çok zordur dürüst olmak, velhasıl kendisini taşıyamayan insanın üzerinde sırıtır, emanet gibi durur.Bu hususta toplumun bilincinin gelişmiş olması en önemli faktördür diyorum. Çünkü; yıllardır toplum kendisinin kandırılmasına hiç tepki vermez, ses çıkarmaz. Şöyle ki; siyasi parti liderlerini hepimiz dinleriz, onlardan daha demokrat onlardan daha fazla demokrasi aşığı yoktur, ama onların çok daha büyük bir özellikleri vardır. Fakat bir çoğumuz bilmeyiz, bilsekte görmezlikten geliriz bu sıfatlarını.
Bu sıfatları PADİŞAHLIKTIR ve yetkileri SULTAN ABDÜLHAMİT'TE dahi olmayan padişahlık, bizim liderlerimiz otoritelerini kimseyle paylaşmazlar, yetkileri sonsuzdur, gelecek korkusu yoktur. Çünkü gelecek kongrenin delegeleri şimdiden hazırdır, muhaliflerse kongre salonuna dahi sokulmayacak münafıklardır, demokrasi düşmanıdır bu muhalifler, dış güçlerin oyuncağıdır onlar, üyeliklerine dahi tahammül yoktur bu satılmışların, onlar liderin çizdiği sınırları aşmışlardır ve demokrasi düşmanıdırlar ama liderlerimiz hep "EN"dirler.
Bir özellikleri daha vardır mesela kimse dikkat etmez mevcut parti tüzüklerine göre her parti lideri bir gece içinde 81 il yönetimini görevden alabilir ve kimse bir şey diyemez, Osmanlı'da Padişah yapsa yeniçeriler ayaklanır, bizde tıs diye ses bile çıkmaz, adına da parti disiplini deriz bu kandırmacanın, nasıl bir disiplinse bu disiplinsizlik ve yıllarca birbirimize demokratmışız gibi yalan söyleriz ve ülkede yüksek demokrasi kuralları uygulanıyormuş gibi davranır yalanlara sarılır ama dürüstlük payesini kimseye kaptırmayız. Mesela; yıllarca beraber yürüdüğünüz eşiniz sizi nane limon kabuğu sebeplerden bırakmıştır, siz öyle zannedersiniz, fakat işin özünde onun istekleri önünde engelsinizdir, şimdiye kadar kepçe ile doyurduğu nefsine çay kaşığını layık görmüşsünüzdür ve çok geçtir artık, şimdiye kadar manevi duvarlarla ördüğünüzü zannettiğiniz duvarların, maddi hazlarla yıkıldığını görmek, kompozisyonun sonunu hazırlamıştır ve geriye dönük düşünür, bunca yıl takılan maskeleri, giyilen yalan elbiseleri düşünürsünüz ve DEĞER MİYDİ? der geçen bunca yalan yıllara yanarsınız, dostlar bence biz gibi olmak, maskesiz yalansız olmak kadar güzel bir şey yok, bir şöyle arkaya yaslanın ve düşünün bundan 1000 yıl önce bulunduğunuz şehirde ,mahallede, sokakta, tepede, toprakta kimler yaşıyordu, nasıldılar, ne yer ne içerlerdi ne gibi düşleri ne gibi hayalleri vardı ve bu isteklerinin kaçı gerçekleşti kaçı gerçekleşmedi ve bu düşünceleri kendi zamanınızda kendiniz için uygulayın. Ben uyguladım ve rahatladım. Boyumu aşan gerçekleşmesi çok zor olanları, safraları attım, hafifledim. Size de tavsiye ederim.
Evet dürüstlük diyorduk çünkü olmayacak şeyler hayaller için vazgeçtiğimiz dürüstlük çağımızın aranılan çok önemli ilacı haline geldi, sağlığın kıymetini bilmek lazım, teşhiste hata olursa vay halimize, kalın sağlıcakla.....
|
|
|