Giriş



ZİYARETÇİ RAPORU

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün272
mod_vvisit_counterDün946
mod_vvisit_counterBu hafta5531
mod_vvisit_counterBu ay45697
JoomlaWatch Stats 1.2.8b by Matej Koval

Ülkeler

97.4%TURKEY TURKEY
1%UNITED STATES UNITED STATES
0.4%GERMANY GERMANY
0.1%UNITED KINGDOM UNITED KINGDOM
0.1%JAPAN JAPAN



Boşluk Analizi :Rastlantının İradesini Kazanmak PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
BAŞARI YÖNTEMLERİ
Agit Kh.Zaher tarafından yazıldı   
Pazartesi, 24 Kasım 2008 19:30
Boşluk Analizi :Rastlantının İradesini Kazanmak
Bir boşluğu doldurmanın yolu nedir? Boşluk! Nasıl ve neyle? Boşluk kaynaklı meydana gelen çatışmalar... Şüphesiz, var etmek ya da yok etmek için girişilen çatışmaların en şiddetlisi, fiziksel ve ruhsal olanıdır.  Yalnız, çatışmanın çıkış sebepleri de faklı farklı olabilir. Bu farklı sebepler, etnik-kültürel boyutuyla gözlemlendiğinde bunun bir ""şeyi"" yaratmak adına yapıldığı da şüphe götürmez. Burada, vurgulanması gereken önemli bir nokta var ki bu ""şeye"" gayr-ı intizami-gelişigüzel ya da intizamlı olmak üzere iki durumlu bir akışın olabilmesidir. Büyük yapılarda nizami-ideolojik hareketlerin sahip olduğu fiziki ve zihinsel potansiyel, rastgele olabilir. Neden mi? Bunu, ulaşılmak istenen hedef döngüsü içinde irdelemek gerekir. Buna hangi düşünce ağıyla gidilebilir, neyle ve nasıl? Köle ya da efendi olmak... Özgürlük için kavga vermenin entellektüel çabası: Kazanmak ya da kaybetmek!  İnsanın kölelik evresinden çıktığına şahit olduğumuzu zannettiğimiz bir zamanda modern köle ve modern efendilerin çeşitli araçlarla ortaya çıkması şaşırtıcı olmamalı. Zira özgürlüğe dair arayış, köleliğin sona erdiğini düşündüğümüz bir zamanda, bütün canlılığıyla devam ediyor. Nitekim köleliğin varlığı ya da bitişi, aynı zamanda, özgürlük arayışıyla da orantılıdır. Köleliğin şekli değişti. Manevi özgürlük arayışı aynı kaldı. Modern dünyanın köleci anlayışı, karşısında manevi özgürlük mücadelesini göre dursun, köleliğin bazılarının zihinlerinde hala şekillenmediği de söylenebilir. Özgürlük arayışının bazı coğrafyalarda bir ""şey"" yaratmak, yani köle olmaktan kurtulmak için ""bir ülke yaratmak"" adına yapılan iki yönlü-sabit ve değişken-bir eylem olduğunu görebiliriz. Bunun sabit yönü manevi özgürlük ; diğer yanı/ değişken yanı ise bu özgürlüğün maddi yanıdır.  Özgürlüğün manevi yanının herkes için malum olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü herkes bir yere kadar özgür olmak ya da tam özgür olmak ister. Ancak ulaşılmak istenen özgürlük biçimine ulaşmada yöntem farklılığı olabilir. Bu, tarihsel köleciliğin şeklini değiştirmesi ile aynı örgüyesahiptir. Önceleri bedenin köleleştirilmesi ve bu anlamda bedeni özgürlüştirmek; sonra bedensel ve zihinsel kölecilik ve bu anlamda da bedeni ve zihini köle olmaktan kurtarmak çabası...Ya şimdi!!! Zihni köle olmaktan kurtarma çabası...  Değişken özgürlük ve çatışma  Aslında, burada, hedef dediğimiz ""şey"" sadece özgürlük olarak olarak anlaşılmamalıdır. Hedef, aynı zamanda, özgürlük temelli maddi eğilimdir de. Değişken özgürlük eylemi, burada, mefhumun aksiyon yönünü oluşturur. Yani ""fiziksel çatışma"" yanını oluşturur. İşte bu fiziksel çatışma yanı, gerçekte, köleciliğin ilk evresinde olduğu gibi bedeni özgürleştirme eylemidir. Bunda başarı, ilişkili olunan toplumun tüm entellektüel gelişmişliğine bağlıdır. Bedensel özgürlüğün ardından gelecek evrede, zihinsel eylem meydana gelmemişse bedensel özgürlükten çıkış, yerini şiddete bırakır. Bütün bir çatışma evresi  bir ""şey"" yaratmak içindir. Ya efendi olmak ya da köle olarak kalmak... Şiar!   Fiziksel çatışma yanı, her ne kadar köleliğin ilk evresinde olduğu gibi bedeni kölelikten kurtarmak amaçlı ise de, modern zaman köleciliğinden kurutulmak için girilen çatışmanın nedeni ise zihinsel /düşünsel kölelikten kurtulma olarak ifade edilebilir. Bu, asimile etme, yozlaştıma ve yok saymaya karşı düşünsel eylemlerdir. Eğer bir çatışma yaşınıyorsa bunun nedeni, bütün bunlara karşı direnme ve var olma isteğindendir. Savaşmanın nedeni  ""var olabilme çabası"" ise kaybolmak ve var olmak bir sonuç olarak karşımıza çıkar.  Çatışma evresinin, var olmak için girişilen bir eylem olarak algılanması ve bu yönde ölümü göze almak, çatışma evresinden sonraki evreye bir hazırlık ve akıştır. Nasıl? dendiğinde savaşlar –maddi-manevi-bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. Savaşlar bu anlamda bir zorunluluk olarak görülmekle beraber bunu tek taraflı bir varolma mücadelesi olarak algılamak da yanlıştır. Zira hükmetme tabiatı süreklilik arzetmekte... yani köleleleştirme arzusu hiçbir zaman son bulmamaktadır. Buna dair vaz geçilmez şiar, yine tabiatın özünde gizli. Var olmak için kavgadan kaçmamak... İç ve dış köleliğe karşı entellektüel çaba. Mazlumiyeti olan bir halka yönelik köleleştirme çabası, dış eksenli olduğu gibi o halkın kendi içinde de bir köleleştirme eylemi mevcut olabilir. Dış çevre analiz edildiği kadar, iç çevre ve yapı da o oranda analiz edilmeli. Nitekim, halkı dıştan gelecek köleleştime çabasından kurtarmanın yolu içte köleleştirmeye mecal vermemekten geçer. Bu bütünlük sağlandığında, sürekli dış etkiye karşı bir direniş sergilenebilir. Gerçekte, bunun yolu o halkın kendi entellektüel ve aydın insanını yaratmasından geçiyor. Halkı, bundan kurtaracak olan görece, düzensiz ve gelişi güzel kalabalık değildir. Onu yüreklendirecek olan coğunluk da değildir. Hatta bu çoğunluk bir yerde zararlı da olabilir. Çünkü çoğunluk, hala doğru yönde savunma yetisine ulaşmış olmayabilir. Temelde, çoğunluğu besleyecek, ona şekil bahşedecek ve onu asıl hedefe en doğru şekilde ulaştıracak olan entellektüelliktir. Halk, bu durumda, hem iç hem de dış köleliğe karşı  kendi entellektüellerini yaratma girişiminde bulunmaktan kaçmamalıdır.  Kültürel birikim ve dönüşüm Başarının temeli sayısal olarak büyüme değil; keyfiyet açısından sağlam ve ileri olmaktır. Üste ulaşmanın ve kalıcı olmanın yolu iç dönüşüm, gelişim ve ilerlemeden geçiyor. Zira çok zengin olmak ama bunu nasıl kullanacağını bilmemek, beraberinde iflası da getirir. İç dönüşümün temeli ve dinamiği, kültür ve bu kültüre bağlı evrensel değerlere ve gelişmelere bağlılıktır. Şüphe yok ki, iç gelişmeyi ihmal edip salt dıştan gelişen hiçbir yapı ve düşünce gerçek amacına ulaşmamıştır. Bunun tarihi örnekleri çoktur. İmparatorlukların yıkılış sebeplerinden biri de, belki de en önemlisi, budur. İç dönüşümü sağlamada kültürel değerlere bağlı evrensel değer ve gelişmeleri benimsemenin öneminden bahsettik. Elbette bu evrensel değer ve gelişmeleri yakalamanın ""Akıl"" ile ilgisi var. Şunu doğrudan söylemek gerekiyor ki iç yapı, bu aklı kölelikten kurtarmalı ve ona layık olduğu değeri vermelidir. En son anın gerektirdiğini tarihten beslenerek şekillendirecek ve onu ileriye doğru götürme noktasında tetikleyecek olan ""Akıl"" , iç dönüşümü sağlayacak ve onu dış istiladan koruyacak tek silahtır. Yani, aslında, akla gereken önemin verilmesiyle iç kölelikten kurtulmadıkça dıştan dayatılacak hiçbir kölelik ahlakına ve zorbalığına karşı konulamaz. Beden kölelikten kurtulsa dahi akıl bundan kurtulamayacağı için ikisi arasındaki bütünlüğü anlamak ve anlamlandırmak gerekiyor.  Ya sonra! Kültürel birikim ve dönüşümün olduğu yerde kölelikten çıkış başlar.   Boşluk analizi, rastlantı ve kaos Yukarıda dikkat çekilen konulara ""şimdi"" açısından bakılacak olursa, nerdeyiz ve nereye gidiyoruz? Şeklindeki sorulara cevap vererek, geleceğe dair bazı tahmini ifadelerin yolu açılabilir. Sorular çok boyutlu cevaplandırılabilir ancak bunlar en başta sosyal, iktisadi ve siyasi açılardan analiz edilebilirler. Burada aslında, bir ""boşluk"" analizine ihtiyaç var denebilir. Boşluğu analiz ederken, esasında, iç ve dış kölelik temelli bir çıkış noktasından hareket ettiğimiz unutulmamalıdır. Çünkü boşluk analizinin bir ifadesi de ancak bu şekilde yerli yerine oturabilir. Boşluk analizini, toplumun en derinine inerek yapmak ayrıntıları da en iyi şekilde görmemizi sağlayacaktır. Böylece her türlü yapı, geleceğini daha iyi görebilecektir. Bu sistematik analiz yapılırken aslında sistematik olma adına ortaya çıkmış bir çok yapının, kaosun yaşandığı bir dönemde, rastlantısal bir bileşimden ibaret olduğu aşikardır. Burada, içte, kimin efendi kimin köle olduğunun pek bir önemi bulunmayabilir. Böyle bir boşlukta, kalıbı belli olan oluşumlar, gelişigüzel çalışmalarla kendilerini rastgele bir oluşumun içinde bulabilirler. Bu rastlantının temel nedeninin aslında hedef, organize, bilinç, yerli yerinde direktif, kontrol etme ve değerlendirme eksikliğinden kaynaklandığı da açıktır. Bu durumda zaten köleliğe gayr-ı iradi olarak hazır olan insanların, kaos ortamında, bu oluşumun içinde olacağı şüphesizdir. Belirsiz süreç, burada, yapısal anlamda güçlü /güçsüz olanın boşluğu fırsat bilerek ve gerçek zayıflığını göz önünde bulundurmayarak boşluğu rastgele  doldurmaya çalışmasından başka bir şey değildir. Çoğunluk /çokluk, burada, hedefe ulaşma yolunda hissedilebilir bir cesaret verebilir ama kaos kaynaklı rastlantı sürekli bir risktir.  Rastlantının iradesini kazanmak Boşlukta oluşan toplumsal kriz ve kaos, bazen, uzun dönem iyileşmeyen yaralara dönüşebilir. İç ve dış maddi ve manevi belirsiz bağlılık rastlantıyı hiçbir zaman istenilen şekle sokmaz. Ama, rastlantıdan düzene geçiş ""irade"" kazanımı yoluyla olabilir. Bütün bu süreçte, rastlantıyı iradi bir eyleme dönüştürmek ve ona bu bilinci vermek, insana belki layık olduğu özgürlüğü verir ama bunun mutlak suretle zorla olmayacağı da aşikardır. Bu, bir diğer taraftan, aslında, tarihten de beslenerek iradeyi her türlü kölelikten kurtarmakla da mümkündür. Rastlantının iradesini kazanmak, özde ona sahip olduğu geçmiş bilinci vermek ve ona göre onu geleceğe hazırlamakla mümkündür. Bu durumda, objeler, planlar, organizasyonlar, kontroller, hedefler (şey) ve değerlendirmeler rastlantıyı, iradi tercihe ve düzene dönüştürecek formüldür. Aksi durumda, rastlantı sürekli olarak varlığını koruyacak ve elde edilmesi gereken irade kazanılamayacaktır.  Bir sonuç olarak kazanım ve kayıp İnsanı insan yapan onun aklıdır...Onu erdemli kılacak olan ise onu kullanmak ve ona layık olduğu değeri vermektir. Bu, insanı her türlü yozlaşmadan, asimileden, kölelikten kurtaracak ve ona özgürlüğünü verecektir. Ancak, onu layık olduğu biçimde kullanmamak insanı esaretten kurtarmayacağı gibi tabiatının dışında olan bir varlık konumuna sokacaktır: İnsaniyetten uzaklaştıracak türden bir efendilik ya da kölelik! İki durumun varlığı da boşluğun sonucudur. Kazanmak için boşluğun doldurulması elzemdir.
 

Lütfen yorum için kayıt olun

Free template 'Feel Free' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!