|
Evet bu hafta bu soruyu sorararak yazıma başlıyorum, çünkü çok sık ve insanları kırmak pahasına kullandığımız bu kelime yüzünden çocuklar, torunlar, gelecek nesiller bazen zan altında bırakılır, onlara hak etmedikleri isimler takılır ve onları aşağılamak için kendimizce mazeretler ürettiğimiz olur ve bütün bu faaliyetlerimizde doğal davranır, sanki söylediklerimiz sıradan şeylermiş gibi intiba bırakırız, ama bir sefer dahi arkamıza dönüp bakmadığımız, bırakıp gittiğimiz bu yüreklerde ne derin yaralar açtığımızı görmeyiz, belki kişiler arasındaki ilişkilerde sulh çubukları zaman zaman tüttürülsede devletle, idare ile kişiler arasında bu sulh'un oluşması yılları alabilir. Çünkü devlet GÜÇTÜR devlet HAKLIDIR alışkanlıklarından dolayı taviz vermez kısaca ceberruttur. Bir yolla içimizdeki hoşgörüyü açığa çıkarabilsek kırılan dökülen herşeyi belkide daha çabuk tamir edip onarma imkanı bulacağız, milletimizin manevi köklerindeki güzel hasletlerini üzerini örtmeden bir an önce ANADOLU mutfağında sorunlarımızla pişirmenin zamanı geldi diye düşünüyorum.
Sayfamızın mutfağında bu sefer kendisine HAİNLİK damgası vurulmuş buna rağmen küsmemiş, darılmamış vatanına hasret ölmüş, Milli Mücadelenin KUVVAYI SEYYARE KOMUTANI Ethem Bey'i konuk etmek istiyorum. (ÇERKEZ demiyorum bu kelime bilahare aşağılamak için kullanılmıştır.) Malum Ethem Bey, 1885 yılında bandırmada doğmuş, bilahere Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebine girmiş ve Balkan Harbinde Başçavuş olarak savaşmış, yararlıklarından dolayı zabit vekili (teğmen) olmuş ve terhis edilmiştir. Devamında 1nci dünya savaşında Eşref KUŞÇUBAŞI'nın yönettiği Teşkilat-ı Mahsusa ile birlikte İRAN, AFGANİSTAN, ve IRAK'A yapılan akınlara katılmış, yaralandığı için köyüne çekilmiş önceleri dağları mesken tutup haraç topladıysa da 1919-1920 tarihleri arasında bir yıl süre ile Anadolu'da tek önemli vurucu güç olan KUVVAYI SEYYARE'Yİ KURUP "UMUM KUVVAYI MİLLİYE KOMUTANI" olmuştur.
Ethem Bey Manisa/Salihli'deki Eşref bey'in çiftliğinde kuruluşunu gerçekleştirdiği ordusu ile İngiliz ve Yunan birliklerinin ilerlemesine karşı gerilla operasyonları düzenlemiş, düzenli ordu kurulana dek TBMM'ye karşı girişilen bütün ayaklanmaları bastırmıştır. Düzenli ordu kurulduktan sonra ünvan ve rütbelerinin indirilmesini, milli mücadelenin başlangıcında anadolu hareketinin başarılı olacağına inanmayıp İstanbulda ABD Mandacılığını savunan ve sonradan mücadeleye giren Albay İsmet İNÖNÜ'nün emrine girmeyi reddetmiş, akabinde de birlikleri sarılınca TBMM'ye hakaretler içeren telgraf'lar çekince "VATAN HAİNİ" ilan edilmiştir.
Ethem Bey için yapılmış belgesel olan şu linkteki video'yu izlediğinizde kafanızın dahada berraklaşacağına inanıyorum. http://video.google.com/videoplay?docid=5564683807958156200# Mesela prof. Toktamış ATEŞ eğer Ethem Bey olmasaydı, Milli Mücadele daha başlamadan biterdi demektedir, özellikle DÜZCE ve ADAPAZARI ayaklanmalarında inandığı davası için ırkdaşlarını dahi kesmekten, astırmaktan çekinmeyen bu yiğit adam hainliğe nasıl sürüklenmiştir. incelediğimde gördüm ki tipik İNÖNÜ KLİK'lerinin (hizip) kurbanı olmuş, çok sinirli bir yapıya sahip olan Ethem Bey'in önce ünvanları alınıp sıradan bir komutan yapılmaya kalkışılmış, akabinde İNÖNÜ'nün emrine verilmiştir, senaryoyu hazırlayanlar sürecin sonunun isyanla biteceğini bildiklerinden bu yolla kendilerine ortak olmayı düşünen Ethem Beyden de kurtulacaklardı.
Şu linkteki yazıyı okuyunca enterasan bir bölüm dikkatimi çekti http://www.turkcebilgi.net/bilim/turk-tarihinde-ilginc-olaylar/cerkez-ethem-olayi-3979.html Kuvvayı Seyyarenin bir halk örgütlenmesi olduğundan ve *Bakü'den gelen koministlerden bahsederek, sonuçta bu iki odağında hemen hemen aynı günlerde tasviye edilmesi pekde bir rastlantı olmayacak, milli mücadelenin önderliğini ne eski bir başçavuşla, nede koministlerle paylaşmama niyeti olanlar hareketi kendi bildikleri doğrultuda ve herhalde dayattığı biçimde götüreceklerdi, ulaştıkları yerde ve kurdukları yeni devlet sisteminde ne koministlere yer olacaktı ne gerillalara...... diye bitiyordu, tabii Ethem Beyin Başçavuş olması o kadar paşanın arasında devletin ortakları arasında görünmesi HALASKÂR ZABİTAN'ları üzdüğü kesin, 80 yıl sonra bile zenci muamelesi görüyoruz. 80 yıl öncesini tahmin edebiliyorum.
Esasında İNÖNÜ'nün kurduğu bu klik'lere Albay Refet BELE'ninde dahil olduğunu düşünüyorum, çünkü Ethem Bey'in Yozgat isyanında savaşmayıp Çorumda saklandığını tespit ettirdiği ve akabinde mahkemeye verdiği Albay Refet BELE'ninde böylelikle intikamı alınacaktı. Bu Refet BELE atandığı güney cephe komutanlığını yapamamış, Ankara'ya çağrıldığında sıkılmadan bakanlık istemiş, verilmeyince de Ankara'da avare avare dolaşmıştır. (sistemin adamı isen hain falan olmuyorsun)
İNÖNÜ'nün klik'leri Ali İhsan SABİS Paşa'nın olayında da devam edecek http://www.tumgazeteler.com/?a=1208254 kendisinden kıdemli bu askeri harcamaktan çekinmeyecek, cumhuriyet döneminde de Kazım KARABEKİR Paşanın başına örülen çoraplarla devam edecekti (bknz k.karabekir paşaların kavgası) insan bütün bunlar yapılmasaydı davaya ve ekibe inanmış bu insanlar küstürülmeseydi diyor.
Ethem Bey gittikten sonra isminin önüne konulan ÇERKEZ kelimesinin kendisini aşağılamak için konulduğu konusunda uzmanlar hemfikir, bunu yaparak hem Ethem Bey aşağılandı hemde çerkezlerin aşağılanarak ayaklanmalarının önüne geçilmiş oldu, ama halen devletimizin (Atatürkün affettiği halde) ÇERKEZ kelimesinin ismin önüne konulmasından vazgeçmemesi tüm Çerkezleri üzmektedir.
Ben şahsen yalan yanlış anlatılan tarihten bıkanlardanım, tarihçilerimizden istirham ediyorum. Lütfen bize öz tarihimizi anlatsınlar, cumhuriyetin ayakta durmak için yalan yanlış şeylere ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum, insanların hizmetlerinin bir kalemde silinip sıfırlanması hiç hoş birşey değil, geleceğimiz birbirimize ne kadar tahammül ettiğimiz bir süreçte şekillenecek, birbirimize hainlik damgalarını kolayca basmadığımız kompozisyonların, daha güzel yazılacağını düşünüyorum.
Dedelerinden, babalarından dolayı çocuklarının fişlenmediği bir dünya arzu ediyorum, lütfen bu işi GENETİK ilminin insafına bırakmıyalım bırakırsak şayet tıp ilminin bizi laboratuvarda zerrelere ayıracağından şüphem yok, ayrıldığımızda da tekrar birleşmemiz zor olacak bu böyle biline. Hiçbir çerkezin toprak talebi yok, bölme isteği yok, o zaman neden iade-i itibarlarını vermiyoruz. Çokmu zor? Değilse ne bekliyoruz..........
*Ethem Bey'in tasfiyesinden iki gün sonra 1921 yılının 28 ocak'ı 29 ocak'a bağlayan gece kominist partisi üyesi Mustafa SUPHİ ve 13 arkadaşı Trabzon iskelesinde bindikleri motorla Batum'a gitmek üzere hareket etmişler, Sürmene açıklarında Yahya Kahya ve adamları tarafından öldürülmüşlerdir.
|