Giriş



ZİYARETÇİ RAPORU

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün580
mod_vvisit_counterDün463
mod_vvisit_counterBu hafta2195
mod_vvisit_counterBu ay5226

AKTİF ÜYE

Aktif üye yok
Guests: 24
JoomlaWatch Stats 1.2.8b by Matej Koval

Ülkeler

97.6%TURKEY TURKEY
0.7%UNITED STATES UNITED STATES
0.5%GERMANY GERMANY
0.3%AFGHANISTAN AFGHANISTAN
0%UNITED KINGDOM UNITED KINGDOM



YÜREĞİ YANIK ADAMLAR PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 46
ZayıfEn iyi 
cahit çakır tarafından yazıldı   

Yazıma iyi tatiller dileyerek başlıyorum, umarım bu soğuk kış günlerinde sağlık ve afiyetiniz yerindedir. Trakya bir haftadır kavruluyor, bu sabah derece Kırklareli'de kuytuda -9'u gösteriyordu, bu derecenin rüzgarla birlikteliğini düşündüğünüzde dışarıda görevli olanlara Allah kolaylık versin diyorum, velhasıl biz Kırklareli'de KAR YANIĞI İLE tanıştık, yanık derken yürek yanıklarını da gözardı etmemek lazım, yüreği yanık, kavruk adamların bulundukları toplumun ileriye taşınmasında mesafe kat ettiklerini okumuştum, gelişme sağlamış tüm toplumların yükselişlerini kendisini sevdasına adamış, bu sevdasını pişirmiş ve davasına hizmetle kavrulan liderlerle hedeflerine vardıklarını görmekteyiz.

 

Yüreği yanık bu adamların hizmetleri esnasında önlerine çıkarılan tüm engellere güldüklerini, ölümü hiçe sayıp dünyevi zorlukları önemsemedikleri tarih sayfalarını süslemektedir. Eğer örnek vermek gerekirse, Atatürk zorluklardan bıkıp pes etse rahatını düşünse idi Cumhuriyet kurulamazdı. Ondaki liderlik vasıfları galip gelmese idi, birliğimiz ve devletimizin kuruluşu sıkıntıya girerdi. Yanılmıyorsam 2008 tarihinde emekli assubaylar org.da sayın Hüseyin SAVCI ağabeyimizin çok güzel yazısı vardı başlığı "YÖNETİCİ VE LİDER" yazısında, yazarımız lideri şöyle tarif etmekte idi,

"Lider toplumları sosyal açıdan etkileyen insandır. Lider, statükoyu korumaktan değil, değişimden yanadır. Gücünü bulunduğu konumdan değil, toplumu sosyal anlamda etkileme gücünden alır. Liderlik; "hedeflerin oluşturulması ve hedeflere ulaşılmasında doğru örgütlenmiş grubun faaliyetlerini etkileme sanatı" olarak tanımlanabilir. Yöneticinin aksine, liderin yaptırım gücü yoktur. Etkileme gücü vardır. Lider, toplumun nabzını tutabildiği oranda başarılıdır."

Özetle söylenen işaret edilen bunlar idi, düşünüldüğünde lider için söylenenlerin noktası ve virgülüne kadar katılmamak elde mi? Öyle ise ülkemizin, şehrimizin köylerimizin, mahallemizin, apartmanımızın, derneğimizin, partilerimizin acilen bu yüreği yanık adamlara, liderlik vasıflarına haiz gerektiğinde hapse girmeyi, polisten jop yemeği göze alabilen yiğit adamlara ihtiyacı olduğudur.  Polonyalı valesa gibi yerlerde sürünmeyi, rus lider yeltsin gibi darbe yapmaya gelen askerlerin tanklarının üzerine çıkıp, onları tokatlayıp vazgeçiren liderlere ihtiyacımız var.

Ülkeleri, şehirleri, partileri dernekleri darbecilikle yönetip asıp kesen, milletine, hemşehrilerine, üyelerine, meslektaşlarına tepeden bakan, bana 20.000 üye yeter diyenlerin ötesinde, demokratik geleneklere bağlı kalacağım ve hedefim 95.000 üyeye ulaşmaktır, daha müreffeh ülke ve yaşanabilir çevre  diyebilen liderlere acilen ama acilen ihtiyacımız var, evet şimdi adama sorarlar kardeşim kendi derneğinizi hallettiniz sıra memleketemi geldi diye, tabii her türk vatandaşı kadar bizimde söz hakkımız var ve bu hakkımızı daima kullanacağız.

Şimdi gelelim dernek için söyleyeceklerimize ve taleplerimize;

1-TEMAD Ankara il başkanlığı derhal kurulmalı, 17.000 kişi olduğu varsayılan ve halen 3.000 kişinin kayıtlı olduğu Ankara'da emekli assubayların örgütlü hale gelmeleri sağlanmalı ve bu insanların örgütün içine dahil olmaları sağlanmalıdır.
Genel Merkez böylece her eylem için 50 üyeli şubeden destek istemeyecek elinin altındaki bu kitleyi harekete geçirecektir.

2- Ankara örgütü, 17.000 kişiden hesap edilirse ki, daha fazla, 30.00 tl aidat hesabı ile yıllık 510.000 tl yapar, bu büyük bir kaynak, diğer yardımlarla beraber 1.000.000 tl ye yakın bir bütçe yapar, bu bütçe de en kısa sürede çok katlı kendi malımız olan genel merkez binası ve sosyal tersisler demek,

3-Kırlareli il başkanlığım dönemimde AB fonları ile ilgili biraz kafa yormuştum. Bu hususu o zaman Yalova il başkanı olan Osman KARAÇOBAN Bey'le paylaşmış ve görüşmüştük, gördüğümüz manzara şu idi Türkiye her yıl bu AB deki fon havuzuna 30.000.000 tl para hibe ediyor ve koyuyor fakat türkiye bu fonlardan yararlanabilecek şekilde proje üretemediği için, ancak bu paranın 6.000.000 tl sının yurda geri geldiği idi. Öğrendiğimiz diğer bir hususta projeleri genellikle doğu ve güneydoğudaki dernek ve STK ların üretip paraların bunlara geldiği idi, Osman bey hususta ileri safhada araştırmalar yaptı bildiğim kadarı ile Temad'ın niye proje üretmediğini falan sorguladı, inşallah köşesinde bizi bu konuda aydınlatır.

4-TEMAD SİGORTA konusunda tüm üyelerimizin kafası berraklaşmadı bu hususun açıkllığa kavuşturulması gerekiyor. İlhan BAHAR Bey bu hususta çok bağırdı çağırdı ama sesi Ankarada duyulmadı sanırım. İLHAN BEY'den de KÖŞESİNDE bu hususla ilgili düşüncelerini paylaşmasını istirham ediyoruz,  bizi bu konuda aydınlatırsa çok sevineceğiz,

5-Derneğin, en az üç ilçede (merkez ilçe dahil) örgütlendiği illerde siyasi partiler gibi örgütlenmenin sağlanması,

6-Genel Merkez Ynt. Krl. üyelerinin, icra heyeti hariç (bunlara belediyeler gibi encümen denilebilir) diğer üyelerin taşradan seçilebileceği ve ilgili maddedeki Ankaraya taşınma zorunluluğunun kaldırılarak, toplantılara katılma zorunluluğunun getirilmesini, toplantılarında 15 günde bir değil ayda bir belediye meclisleri gibi yapılmasının ve bu hususlar ile ilgili Tüzük değişikliklerinin yapılmasının sağlanması;

Tabii yukarıda arz ettğim hususlara birçok ilaveler yapılabilir, fakat acilen bu maddelerdeki işaret ettiğimiz arızaların düzeltilmesi bile camiada %50 rahatlama sağlıyacağını düşünmekteyim, öz cümle bütün bu adımlar için, bize sevdalı, bize yanık, bize bayrak açacak liderler lazım. Yani YÜREĞİ YANIK ADAMLAR LAZIM....

GDO'LU ÜRÜNLER VE GIDA TERÖRÜ

Çağımızda başımıza bela olan, toplumları kemiren,sömüren madde başlıklarına gdo'lu ürünler ve gıda terörü eklenmiş vaziyettedir. Bu başlık öyle bir başlık ki artık silahın yerine gıdanın konulduğu ve bu uygulamayı  planlayanların hiç bir şeyden çekinmeyen ve acımasız olduklarıdır. İşin garibi bu yaptıklarını satın aldıkları basın yayın organları ile ünvanlı ve antetli zatlarla halka normalmiş gibi anlatmaları ve beyin yıkamaları gün geçtikçe artmaktadır.

Domuz gribi vakasında prof. ünvanlı sağlık bakanımızın ilaç firmalarının reklamcısı pozisyonuna düşürülmesi ne kadar hazin ,sağlık bakanlığının vazifesi hastalıklara karşı önlem almak olması gerekirken, ilaçlara ruhsat veren kurum haline getirilmesi ne kadar kötü, Türkiye'nin yıllık ilaç masrafı 10 milyar lira bir bakanlığın bütçesi kadar ilaç masrafımız var.

İşin garibi bunların büyük bir kısmı antibiyotikler, doktorlarımız peynir ekmek gibi antibiyotik yazıyor, tıp otoriteleri yakında insan vücüdunun tedaviye cevap vermiyeceğini düşünüyor, türk erkeklerinin %17 si kısırlaştı, dünya nüfusunun %10 u şeker hastası, peki bu hastalıklara kimler ilaç üretiyorlar, kimler mi? Dostlar dünya nüfusunun %25'ini hasta edip esrar ve eroin bağımlısı gibi ilaç bağımlısı yapmayı düşünen, silahla değil ilaçla hastalıkla ülkeleri vurmayı planlayan güçler, bir önceki yazım DAS KAPİTALDE  bahsettiğim aileler, bunlar bu işi nasıl yapacaklar. Peki onuda 200 yıl önce uygulamaya koydukları planla başlatmışlar. Bize 50 lerde 60 larda başladı deseler de plan çok daha öncelerine ait, dünya tohum piyasası İSRAİL'in elinde.

Bende birçok insan gibi IRAK operasyonunu tamamen enerjiye bağlıyordum;fakat esas nedeni öğrenince irkildim. ABD'nin 2003 yılında bombaladığı daha sonrada meşhur hapishanesini kurduğu EBU GUREYB' teki IRAK TOHUM BANKASI'nın başına çöktüğü buradan aşırdığı 4000- 5000 yıllık tohumları NORVEÇ'teki yeraltı tohum deposuna götürdükleri ve SADDAM'ı cezalandırmalarındaki bir nedenin de bu tohumları vermemesinin yattığıdır. Fakat akıllı bazı bilim adamlarınca 1996'da 1000 kadar orjinal tohumun IRAK TOHUM BANKASI'ndan kaçırıp HALEP'te saklamayı başarmışlar, bu sıralar SURİYE'ye ABD'nin ceza kesme hazırlıklarının olduğu yönde alınan duyumlar olduğudur. Meşhur bilgisayarcı BİLL GATES şu anda ne işle meşgul dersiniz dostlarım, söyleyeyim TOHUM işi ile ilgileniyor, peki kimin kontrolünde, söyleyeyim gizli dünya devletinin sekreteri ve akıl hocası meşhur yahudi, ROCKEFELLER VAKFI'nın ynt.krl.bşk. ECEVİTİN akıl hocası 50 yıldır BİLDERBERG toplantılarını yapıp DÜNYA SİYONİST KOMİTESİNİN kararlarını bir emir halinde ülkelere dikte eden ABD dışişleri eski bakanı HENRY KİSSİNGER, EVET BU ADAMIM KONTROLÜNDE BİLL GATES TOHUM BANKASININ BAŞINDA oturuyor, tohumun başında oturanlar aynı zamanda dünya ilaç ve deterjan sanayisininde başındakiler, bir taraftan bozulmuş tohumlarla insanlığı hasta ediyorlar sonra al sana ilaç diyorlar, eroine alıştırılmış insanda aynı değilmidir, yediğimiz ekmekteki katkı maddeleri bile hollanda menşeili, Fransa'da iki grup köpeği denek yapıyorlar bir gruba tamamen beyaz ekmek, bir gruba tamamen kepekli ekmek veriliyor, 55 gün sonra beyaz ekmek yiyen köpeklerin tamamı ölüyor, kepekli yiyenler ise yaşıyorlar, kim soktu bize beyaz ekmeği, nereden geldi bu mayalar hani bizim ekşi hamur mayamız kala kala Holladalı gavurun mayasınamı kaldık.

Prof. Oktay SİNANOĞLU ekmek mayalarında bir çeşit bakteri var ve bu bakteri insanları tepkisiz yapıyor diyor, çok enterasan, dostlar bunların terörü bu kadarla sınırlı değil bunlar küresel ekonominin yanında KÜRESEL TARIM diye bir operasyon daha yapıyorlar, Plant Variety Protection (PVP) yani Bitki Çeşidi Korunması olarak adlandırılan bu tanımlamanın hedefi bitki türlerini patentleyerek tahıl kadar yoğun kullanılan gıda türlerine özel mülk statüsü kazandırmaktır. İnsani yardım adı altında kimi zaman iyi niyetle dağıtılan tonlarca tohum, bu yasa yürürlüğe konduğu için birkaç yıl içinde telif ücretli satış uygulamasına gireceğinden çiftçilere daha büyük masraflara sebep olacaktır. Tohumunu kendi saklamış çiftçiler dahi, eğer tanımlı bir türle ortak özellik gösteriyorsa ektikleri babadan kalma tohumları yüzünden ceza alacaklar. Küresel tarım tüm dünya tarımının geleneksel bilgi ve yöntemleri bir kenara bırakarak birkaç çok uluslu şirket tarafından yönlendirilmesidir.

Bu şirketler aynı zamanda patent haklarını almış oldukları (ve genleri ile oynamış olabilecekleri) tek cins tohumları ön görmekte, halkla ilişkiler sloganlarınıda "GIDA GÜVENİRLİĞİ VE AÇLIĞA SON"olarak belirlemektedirler.

Firmaların mülkü haline gelen patentlenmiş tohumların kullanımı zorunluluğunun getirildiği, eski ve çok çeşitli tohumların kullanımının, saklanmasının veya değiş tokuşunun yasaklandığı ülkelerde yavaş yavaş geleneksel tarım neredeyse yasadışı bir statüye kavuşturulmaktadır. Evet dostlarım yakında kendi köyünüzde kendi tohumunuzla tarım yaptığınız için suçlu olacaksınız, bütün bu yasalar kendilerine MİLLİYETÇİ, CUMHURİYETÇİ, SOSYAL DEMOKRAT, MUHAFAZAKAR DİYEN HÜKÜMETLER MARİFETLERİ İLE ÇIKTI VE ÇIKIYOR yazık biz kime güveneceğiz, DERHAL AMA DERHAL BİR ZİHNİ  BAŞKALDIRIYA TEPKİYE ihtiyacımız var, Kalın sağlıcakla....

 

Lütfen yorum için kayıt olun

Yorumlar (6)
6 Çarşamba, 27 Ocak 2010 07:36
AHMET ÖZTAŞ
ANKARA TEMAD İl Bşk.lığı gücü elinden yitirmemek için ANKARA' da İL Bşk.lığı ve şubelerin açılmasına kasıtlı olarak karşı çıkmaktadır. Eğer TESUD sitesini açarsanız .İl Başkanlığının olduğunu ve Delegelerininde 100 üyeye bir delege planladıklarını. TESUD' un belkide bizim beşte birimiz kadar üyesi yoktur. Bizimkiler Hem maddi sıkıntıdan hemde şube seçimlerine 4 veya 5 yönetim kurulu olarak gezmeye ve Genel merkez seçimlerinde ise delegelere verilen yemekle kendilerini bulunmaz bursa kumaşı gibi göstermekte, bir yemeğe oy veren delegeler rasladık. Saygılar.
5 Salı, 26 Ocak 2010 14:58
cengo
Sevgili Cahit abim. Her zaman olduğu gibi yine doğruları yazmışsınız. İlk ve son parağrafınız tüm vatandaşları ilgilendiren bir konu gibi gözüküyor. GDO.larla ilgili iddanız ise gerçekten korkunç. İlgililere basitmiş gibi gözüksede yıllar önce güzel Anadolu'dan çeşitli bitki tohumlarının yıllar önce çalındığını biliyoruz. Hele hele arkeolojik kazılar yaparak tarih öncesi değer biçilemeyen sanat eserlerinin çalındığıda biliniyor. Yani ülkemizi gereği kadar koruyamamışız.
Neyse, asıl mesele TEMAD ankara il başkanlığı konusu hakkındaki isteğiniz o kadar çok doğru ki, eğer yanlışsa buna karşı çıkan birilerinin neden karşı çıktıklarını bize inandırmaları gerekir. Geçen devrelerimizle yaptığımız bir ortak görüşmede bu konuda açılmıştı. Sırf Ankara Elvankent bölgesinde 5000 den fazla emekli astsubayın ikamet ettiğini öğrendim. Bunun doğruluğunu orada oturan bir sürü devremin olduğuda kanıtlamaktadır. Birileri çıkıpta bu konuları bilmeyenlere ister doğruca, ister fıkralarla anlatsında biz de bilelim hani. Sizlere ve tüm abi ve kardeşlerime saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Gelecek yazılarınızı iple çekiyorum.
Cengiz GÜLEN.Elvankent-ANKARA
4 Pazar, 24 Ocak 2010 19:48
Emine
Dayıcığım,çok güzel bir yazı olmuş.Tebrik ederim, ellerin dert görmesin.
3 Pazar, 24 Ocak 2010 19:24
kamaci
çok güzel konulara değinmiş ve parmak basmışsınız kaleminize yüreğinize ve emeğinize sağlık olsun. ilyas kamacı
2 Pazar, 24 Ocak 2010 15:19
caho
Allah sizlerden razı olsun kardeşim,inşaallah onların planları varsa ,Rabbiminde planları var...
1 Pazar, 24 Ocak 2010 14:33
dogan karaöz
BAKARA 205-İş başına geçtiğinde yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli yok etmek için didinir. Allah da bozgunculuğu sevmez.

Sayın ÇAKIR, yukarıdaki ayet de yazınızı destekliyor. Nitelikli bir TEMAD ile yapılacak çok iş var. Saygılarımla.
Free template 'Feel Free' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!