Giriş



ZİYARETÇİ RAPORU

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün579
mod_vvisit_counterDün463
mod_vvisit_counterBu hafta2194
mod_vvisit_counterBu ay5225

AKTİF ÜYE

Aktif üye yok
Guests: 24
JoomlaWatch Stats 1.2.8b by Matej Koval

Ülkeler

97.6%TURKEY TURKEY
0.7%UNITED STATES UNITED STATES
0.5%GERMANY GERMANY
0.3%AFGHANISTAN AFGHANISTAN
0%UNITED KINGDOM UNITED KINGDOM



FARE ÖYKÜSÜ! PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 32
ZayıfEn iyi 
Ahmet ÖZDEN tarafından yazıldı   


Evin  minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi  açtıklarını gördü. Kendi  kendine:

-   "İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.

Bir  süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı.

-   "Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye bağırarak telaşla  bahçeye fırladı.

Minik  fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı  ve gıdakladı:

-  "Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük   kapanın" dedi.

Tavuktan  destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve,


-  "Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye adeta çırpındı.  Domuz  anlayışla karşıladı ama,

-  "Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol" dedi.

Minik  fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,

-  "Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.

İnek  ;

-"Bak  fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor." dedi.

Sonunda  farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün  tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı....

Gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam  yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu.Gecenin sessizliğini  bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.

Çiftçinin  karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu.

Karanlıkta  kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.

Kuyruğu  kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı.

Çiftçi,  karısını apar topar doktora götürdü. Doktor,zehiri temizledi sardı. Çiftçi  karısını eve getirdi, yatırdı.Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu.  Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.

Böyle  durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını  alıp bahçeye koştu.

Karısı  taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi. Karısının hastalığını duyan  komşular ziyarete geldiler. Onlara  ikram etmek için çiftçi davarını kesti......

Çiftçinin  karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç  gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.

Cenazesine  çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya   yolladı...

Fare  tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi…


Birisi,  sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise hepimizin  aynı tehlikede olabileceğini hatırlayalım.
Hepimiz  yaşam denilen bu yolculukta yer alıyoruz. Diğerimiz için bir gözümüzü açık tutmalı ve  diğerlerini cesaretlendirmek için çaba harcamalıyız….Tıpkı TEMAD il ve şube başkanlarının yaptığı gibi….

''Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur.”

Mustafa Kemal Atatürk

KISSADAN HİSSE!

 

 

Lütfen yorum için kayıt olun

Yorumlar (3)
3 Pazar, 17 Ocak 2010 19:30
Ahmet ÖZDEN
Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi, güçlükle yürüyen, susuzluktan dudakları kurumuş bir adama rastlamış.Adam bedeviyi görünce su istemiş.

Devesinden inmiş ona su vermiş.

Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış.

Bedevi arkasından bağırmış:

“Tamam, deveyi al git ama senden bir ricam var. Sakın bu olayı kimseye anlatma!”

Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp, nedenini sormuş:

“Eğer anlatırsan, demiş bedevi,Bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler.”

Bende diyorum ki toplumun çıkarına hizmet edenlerin ihracını kimse duymasın.Bir daha bu toplum için bir şeyler yapmaya gönüllü kimse bulamayabilirsiniz!

Bedevi gibi derdimiz deve değil de, kötülüğün yayılmaması olsaydı,Millet olarak şimdiye dek çok şeyi halletmiş olacaktık.

Ufkumuzda şafak türküleri tütüyor olacaktı.

Kardelenlerimiz çoktan yeşermiş olacaktı?..

Menfaatimize göre değil, vicdanımıza göre yaşayacağımız bir hayat dileğiyle,
2 Pazar, 17 Ocak 2010 18:17
kamaci
çok güzel bir hikaye teşekkür eder, saygılar sunarım
1 Pazar, 17 Ocak 2010 18:11
Mustafa SEVİMLİ
Bundan sonra, uzun sözün özünü Ata'mız söylemiş.

BİR ULUS, BİRBİRİNE SIMSIKI BAĞLI OLMAYI BİLDİKÇE, YERYÜZÜNDE ONU DAĞITABİLECEK BİR GÜÇ DÜŞÜNÜLEMEZ .

Mustafa Kemal ATATÜRK

Bizim için söylemiş...Ata ' mız bize söylemiş...

Gücümüzü bir çatı altında toplamak , bir noktada bağlanmak inancı ve bilinciyle...

Selamlarımla / M.S / Ocak'10
Free template 'Feel Free' by [ Anch ] Gorsk.net Studio. Please, don't remove this hidden copyleft!